Thursday, June 24

Soya soslu tavuk

Yaklaşık iki hafta önce Kadıköy'de Benzin diye bir restauranta gittim.Aslında bir şeyler içme amaçlı girdiğimiz mekana vardığımızda karnımdaki zilleri de şiddetli bir şekilde hissettiğiimden,önce yemek yemeye karar verdim ve 'Tavuk Dürüm'de karar kıldım.Sos cenneti eşliğinde gelen tabak beni büyülerken,dürümün de tadı damağımda kaldı haliyle.O zamandan bu yana beğendiğim bu tavuğu ancak dün akşam deneyebildim ve gerçekten çok başarılı oldu.Sanırım yediğim en lezzetli,en güzel tavuklardan biri buydu.Üstelik yapılışı da çok basit!

Malzemeler :

- Jülyen dilimli tavuk göğsü
- Soya sosu
- Zeytinyağı
- Yeşil ve kırmızı biber
- Köri,kimyon,karabiber,pul biber,kekik
- Çok az miktarda tuz
- Sarımsak

Hazırlanışı : 

Damak zevkinize miktarına karar vererek rendelemiş olduğunuz sarımsağı tencereye koyun.Ardından istediğiniz miktarda kırmızı ve yeşil biberi ince ince dilimleyin.Sarımsağın üzerine soya sosu,zeytinyağı ve baharatları ekleyin.Kısık ateşte biraz karıştırıp sosu özdeşleştirdikten sonra tavukları ilave edin.Hem biberleri hem de tavukları kısık ateşte güzelce harmanlayarak karıştırdıktan sonra tencerenin kapağını kapatın.Tavuklar pişip biberler yumuşayıncaya kadar kapağı kapalı olarak kısık ateşte pişirin.Dilerseniz tabakta servis edin,dilerseniz dürüm olarak lavaş ekmeğine sarıp afiyetle yiyin!

Saturday, June 12

Nazım'dan seçmeler...

Bu aralar Nazım Hikmet şiirleri okuyorum durmadan.Okudukça büyüleniyorum ve ben o şiirleri okudukça Nazım daha da bir canlanıyor gözümde...İnanılmaz güzel,tüyler ürpertici ve öyle derin öyle büyüleyici ki, birkaç tanesini paylaşmak istiyorum.Söylenecek sözler bitmez onun için ama söylenmeyecek tek şey 'vatan haini'dir Nazım için...

Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan...


***

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.


***

Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine

Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,

Fakat asla ümitsizliği değil...


***


Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.


***

(Nazım'ın son şiiri....)

Gelsene dedi bana

Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim

Kaldım
Güldüm
Öldüm


***


sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
1961 yazı ortalarındaki küba'nın resmini yapabilir misin?
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?


***


Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye İşte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; Ama seninle bir başka yaşarım...
Nazım Hikmet RAN