Wednesday, April 21

Yolculuk

Ne zaman yolculuk gözükse,
İçim daralır;karmaşalar arasında kaybolduğumu hissederim.
Belirsizliğin heyecanı ve geride kalanların hüznüyle,
İki duvar arasında sıkışıp kalırım.
Göndereceğim mektupları düşünürüm ardımda bıraktıklarıma,
Kaçırdıklarım ve yakalayacaklarım için
Oynak bir terazi misali
Farklı yönlere savrulup dururum.
Yolculuğun merakı ve heyecanı bile
Yetmez silmeye vedanın adındaki burukluğu. 
Geçen tüm günler güzel görünmeye başlar gözüme,
Ve bir daha erişilmeyecek kadar uzaktırlar artık.
Geri dönmek hiç varılmayan bir limandır,
Rotasını kaybetmiş bir gemi süzülür 
Sakin ama uçsuz bucaksız sularda;
Bir martı geçer peşinden götürürcesine,
Belirsizliğe sürüklenir tüm vücutlar gecenin karanlığında,
Gökteki yıldızlardır seyre daldıran,
Dalgaların sesidir ruhları okşayan,
Rüzgardır tenlere dokunan,
Ve karanlıktır;bilinmezliktir sonu görünmeyen.

Tuesday, April 20

Issız Adam kekiymiş =)

Dün,gecenin bir vakti arkadaşımın isteğiyle ilk kez havuçlu tarçınlı kek yaptım ve tam kıvamında oldu.Tarçını ve hafif tatlıları sevenler için muhteşem bir kek diyebilirim.Aynı zamanda oldukça doyurucu.Böyle üst üste yemek tarifleriyle biraz yemek bloguna dönüşmeye yüz tutmuş olsam da gerçekten öyle bir niyetim yok;açıkça söyleyebilirim=) Kırk yılda bir kalkışıp yaptığım yemeklerden beğendiklerimi paylaşma arzusundayım hepsi bu! Afiyet olsun! =)

Malzemeler :

- 3 yumurta 
- 1 büyük havuç 
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 paket vanilya
- 1 yemek kaşığı tarçın
- 1 paket kabartma tozu
- 1 su bardağı yoğurt
- 2 su bardağı un
- 1 çay bardağı sıvıyağ

Hazırlanışı : 

Şeker ve yumurtayı güzelce karıştırdıktan sonra (elbette ki mikser yardımıyla) elde ettiğiniz krema kıvamındaki bu karışıma sırasıyla vanilya,sıvıyağ,yoğurt,un,kabartma tozu ve tarçını ekleyip tamamen karışana kadar çırpmaya devam ediyorsunuz.Sonra rendelemiş olduğunuz havucu da atıp tekrar çırpıyorsunuz.Ben son olarak tarifte olmamasına rağmen ceviz de attım ve çok daha muhteşem oldu;tavsiye ederim.Bu şekilde elde ettiğiniz karışımı önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırına atıp yaklaşık 35-40 dakika pişiriyorsunuz.Vee gece yarısı kekimiz hazır!  


Saturday, April 17

Somon rengi somon =)

Ne zamandır evde somon balığı yapmak için tarifler araştırıyordum.Düdüklü tencerede ıspanaklı somon tarifi bulmuştum ama pek iç açıcı gelmemişti sossuz olduğu için.Geçen gün bir arkadaşım bir sitede gördüğü pratik somon tarifini anlatınca bugün hemen denedim ve sonuç muhteşem oldu.Herkese tavsiye ediyorum =)

Malzemeler : 
- Bir dilim somon balığı
- 2 yemek kaşığı soya sosu
- Karabiber
- 2-3diş sarımsak
- Pişirme kağıdı

Pişirme kağıdına koyduğunuz somonun üzerine soya sosunu gezdiriyorsunuz.Ardından biraz karabiber serpiştirip hazırladığınız sarımsakları bütün halde balığın üzerine dizip paket yapar gibi kapıyorsunuz pişirme kağıdını.Ardından 25 dakika boyunca kısık ateşte bir tavada pişiriyorsunuz.Bu kadar pratik! Afiyet olsun! 

Kaynak : Şeyma'nın aracılığıyla : www.hafiftarif.com  =)





Friday, April 16

Kınıyorum,sinirleniyorum,acıyorum ve Tanrı'ya havale ediyorum!

Bazen öyle şeyler görüyorum ya da duyuyorum ki,hissettiklerimi duvarlara yazasım geliyor kocaman harflerle.Defterime yazmak tatmin etmiyor,deşarj olamıyorum.Birileri okumalı çünkü,birileri benim düşüncelerime yorum yapmalı ya da eleştirmeli ve ben geri dönüşüm almalıyım.
Sonra bir an geliyor ki düşünceler zihnimde tamamen yer değiştiriyor.Oyun oynarcasına,benimle alay edercesine savrulup duruyorlar zihnimde.Evet diyorum,birileri okumasa da,kimse görmese de ben kendim için yazacağım çünkü insanlar gerçekten uğurlarında satırlar yetmeyecak kadar yazılmayı gerektiren varlıklar.Onlarla sorunlarım hiç bitmiyor.Her geçen gün daha da artıp zincirleme bir şekilde uzayıp gidiyor.Çünkü hayvanlardan daha tuhaf insanoğlu.Çünkü hayvanlardan çoğu zaman onlardan beklediğiniz kapasitenin üzerinde geri dönüşümler alıyorsunuz.İnsanlarda ise her zaman umduğunuzun çok altında davranışlar gözlemliyorsunuz.Misal mi?

 Bazı insanlar var,yıllarca kanınızı emiyor,çok iyiymiş gibi görünüyor ama siz hiç anlamadan,farkında olmadan fos çıkıyor;eriyip bitiyor yaz dondurması misali.Hatta yaz dondurmasından da beter;en azından artık dondurma dört mevsim yeniyor da o insanların ömrü tek mevsim bile olmuyor.'Sonradan görmelik' insana hissettirmeden acı veren bir kavram;ileride mutlaka acısı çıkıyor.
Bazıları da var ki,birkaç ay önce sevgilim de sevgilim diye ölüp biterken şimdi bakıyorsunuz bambaşka insanlarla sarmaş dolaş gülümsüyor karelere.
Daha neler mi var?
Daha çok var.Her gün böyle yüzlercesine hatta binlercesine rastlamak mümkün.Elbette kimse mükemmel değil ama işte bu 'bazıları' dediğim kesim toplumdan soyutlanacak kadar ileri gitmiş durumda.Yazık.Onlara acıyorum bazen.Zavallılar ve hep zavallı kalacaklar diye üzülüyorum.Ama yanlarında durmuyorum artık,gereksiz kişiler için kendimden ödün vermemeyi öğrendim.Birkaç darbeden sonra akıllanıp,yeniden kelebek olmaya başladım.

Sizin için çok üzgünüm bazıları! Siz öyle yücesiniz ki(!),size yakışacak sıfatı henüz icat etmediler bile! 

Sunday, April 4

Mucize karışım : Yeşil çay+elma çayı+kabuk tarçın

Sağlığınızın tehlike altında olabileceğini hissettiğiniz anda yemem ya da içmem dediğiniz her şeyin müptelası olabiliyor ve an itibariyle bütün keyiflerinizi bir kenara bırakıp organik bir hayata adım atıyorsunuz.Ben de bu sebeple yaklaşık iki haftadır aşık olduğum kahveden,çikolatadan uzak duruyor;bunun yerine kendime alternatif ve bir o kadar da organik seçenekler yaratıyorum.Birkaç gün önce mısır çarşısına giderek aldığım elma çayı,çilek çayı,kabuk tarçını daha önce almış olduğum mangolu-vişneli yeşil çayımın içinde kullanmaya karar verdiğimden beri hayatımın buluşunu yapmışçasına herkese tavsiye edip evime gelen arkadaşlarıma denemeleri için ısrar ediyorum.İnanılmaz farklı ve hafif bir tat olduğundan emin olabilirsiniz ki ben her akşam içmeden duramıyorum!
Tarifi ise şöyle:birkaç tohum yeşil çayı ve elma çayını bir tutam kabuk tarçınla birleştirerek yeşil çay bardağınıza atıp sıcak suyla birlikte 5-6 dakika demlenmesini bekliyorsunuz.Ardından muhteşem aromasıyla sizi saran tada karşı koyamıyorsunuz!..Aynı tarifi çilek çayıyla da uyguladığınız takdirde çeşitliliği arttırmanız mümkün.(Tarçının da vücuttaki şekeri dengelediğini unutmayın.)Tamamen organik ve çok ciddi yararlara sahip olan bu karışımı yaşam biçiminiz haline getirmeniz kendinize yapacağınız en büyük iyiliklerden biri şüphesiz.Canınızın çekmesi sebebiyle az önce demlemiş olduğum çay fotoğraflarını da yazıma eklemekten büyük mutluluk duyuyorum.:)

Yeşilçayın Faydaları:
Yeşilçayın faydaları hakkında bilinenler son yıllarda yapılan araştırmalarla daha da artmıştır. Japonların uzun yıllar yaşamasının temel nedeni olarak yeşil çay tüketimi gösterilmektedir. Yeşil çayın bir tedavi yöntemi olmadığı destekleyici alternatif bir yöntem olduğu unutulmamalıdır.
  • Yeşil çay insan ömrünü uzatır ve insan sağlığına çok faydalıdır!
  • Diyet yapanlar muhakkak kullanmalıdır!
  • Anti hipertansif etkisi, anti bakteriyel etkisi, antiviral etkisi ve nöroprotektif etkisi vardır.
  • Uyarı:Şimdi yeşil çayın 30 dan fazla kanıtlanmış faydasını aşağıda okuyacaksınız fakat vakti olamayanlar için en önemlilerini belirteyim
  • Kalp rahtsızlığı olanlar, Obezite, Parkinson, Alzheimer gibi hastalıklar bazı kanser türlerinde yeşil çay çok ama çok faydalıdır.
  • Japon bilim adamı Prof. Shinichi Kuriyama 4 yıl süren bir araştırmadan sonra yeşil çayın kalp hastalıklarına iyi geldiğini keşfetmiştir. Kuriyama’nın Japonya’daki Tohoku University in Sendai adlı üniversitesinde yaptığı yeşil çayla ilgili araştırmalara göre: (ilk 6 madde)
  • Günde 5 fincan ve daha fazla yeşil çay içenler günde 1 fincandan az Yeşil Çay içenlere göre tüm hastalıklardan ölme oranları % 16 daha düşüktür. Yani Günde 5 fincan çay içenlerin ölüm riskleri %16 daha azdır.
  • Günde 5 fincan çay içen kadınlar diğer kadınlara oranla %31 oranında kalp hastalıklarından korunmuş olurlar.
  • Bu da demektir ki kadınlar yeşil çayın sağladığı faydalar konusunda, erkeklerden daha avantajlıdırlar.
  • Yapılan bu araştırmaya göre Siyah çayın da çok az bir faydasının olduğundan bahsedilmiştir fakat yeşil çay kadar etkili antioksidanlar içermemektedir.
  • Yeşil çayın Kansere faydası olduğu tespit edilmiş fakat Kardiyovasküler rahatsızlıklar (kalp hastalıkları) konusunda çok daha etkili olduğu belirlenmiştir.
  • Yeşil çayın içindeki Polifenol adlı antioksidanlar Kalp hastalıkları için son derece faydalı eşsiz bileşenler içerir
  • Kalp hastalıklarını önlemede ve yavaşlatmada yeşil çay içenler içmeyenlere göre %26 daha az risk taşımaktadırlar.
  • Bakteriyel ve viral hastalıklara karşı direnç sağlar
  • Nörodejeneretif hastalıkların önlenmesinde etkilidir.
  • Alerjilere iyi gelir
  • Artrit’ e iyi gelir
  • Kemik- mineral yoğunluğunu arttırır
  • Bağışıklık geliştirmeye yardımcı olur.
  • Grip belirtilerini ve soğuk algınlığının yok etmede önemli bir yardımcıdır.
  • Meme, pankreas, yumurtalık, kolerektal, ağız, kolon ve prostat kanseri gibi çeşitli kanser türlerine karşı müdahalede yeşil çay faydalıdır.
  • İltihapları ve ödemleri engeller
  • Diyabetle mücadelede yeşil çay size faydalı olabilir.
  • İnmeleri engellemede etkilidir.
  • Zindelik verir.
  • Kan basıncını düzenler
  • Obezite ve damar hastalıklarında dengeli beslenme ve egzersizle birlikte uygulandığında çok faydalı sonuçlar vermektedir
  • Şeker hastalığını önlemede son derece faydalıdır.
  • Alzheimer hastalığına ve hafıza bozukluğuna faydası araştırılmaktadır.
  • Parkinson hastaları için muhakkak kullanılması gereken bir bitkidir.
  • Diş çürümesini engelleyicidir.
  • Serbest radikallerden vücudu korur.
  • Lösemi’de gerileme sağlar
  • Böbrek taşlarının düşürülmesinde etkilidir.
  • Yorgunluğun önlenmesi etkilidir
  • Berberi hastalığının tedavisinde kullanılmıştır.
  • Migreni hafifletir
  • Ağız kokusunu giderir
  • Boğazımıza ferahlık hissi verir.

Masalsı bir günün ardından...

Ne zamandır gitmek istediğim iki yere de nihayet bugün ilk adımımı attım! İlk adımımı diyorum çünkü bundan sonra da gitmeye devam edeceğim yerlerin başında geliyor her iki mekan da.
Sınav haftasında olmama rağmen klasik öğrenci psikolojisi içinde olduğum için ders çalışmak haricinde ne varsa yapıyorum bugünlerde.Öyle ki,boş kaldığım zamanlarda üşendiğim ve bir türlü el atamadığım işlere gömülüp duruyorum.Bugün de havanın güzel olmasını ve geçen iki gün içinde toplam beş sınavı atlatmamı bahane ederek kendimi ödüllendirip evde oturmadım ve koşar adımlarla vapurun yolunu tuttum.Kadıköy'e geçtikten sonra ilk durağım Göztepe'deki İstanbul Oyuncak Müzesi oldu.Büyük bir heyecanla girdiğim köşkte de tahmin ettiğim gibi adeta büyülendim bakışlarımı odakladığım her noktada...İnanılmaz bir masal dünyasının ve bir o kadar da zaman makinesinin içinde hissettim kendimi.Kuklalar,porselen bebekler,metal oyuncaklar,Mona Lisa bebeği,sirkler,uçaklar,kovboylar,trenler,Cin Ali,Fatoş Bebek ve daha niceleri...Her biri ayrı ayrı tozlu raflarından ve can yoldaşlarından fedakarlık edip kendilerini Oyuncak Müzesi ziyaretçilerinin seyrine adamış birer yaşayan sırdaş!Kimisi belki bir evin maskotu,kimisi en büyük yoldaşı ya da kimisi en yakın arkadaşıydı bir zamanlar birilerinin...Hepsinde bir yaşanmışlık,bir hikaye ve bir mesaj vardı şüphesiz.Oyuncaklara yüklenen tarihi anlamlar,yaşanmışlıklar,maceralar,hayaller temalarına ayrılarak muhteşem bir köşkün beş katına yayılmış;geçen zamana meydan okuyarak capcanlı bir şekilde köşe bucak büyülüyor sizi.Edindiğim bilgilere göre Sunay Akın'ın çocukluğundan beri hayalini kurduğu bu müze 23 Nisan 2005 tarihinde aile yadigarı olan köşkte hayata gözlerini açmış bir nevi.Değişik ülkelerden açık arttırmalarla toplayıp derlediği sayısız oyuncaklardan oluşan müze,dünyanın da en büyük oyuncak müzelerinin başında geliyor.Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan ile birlikte temalarına göre hazırlanmış odalarda cam raflarda sergilenen oyuncaklar;dünü,bugünü ve muhtemel geleceği en güzel,en tatlı biçimde anlatıyor oyuncakseverlere.Adile Naşit bebeği ile başlayan masal tavan arasındaki antika bisiklet ve valizlerle son buluyor.Elbette her şey bununla sınırlı değil;müzenin en alt katındaki kafede sergilenen oyuncaklar arasında kendinizi şeker tadında bir bebek odasında hissediyorsunuz.
Bugün anladım ki,oyuncaklar insanoğlunun hayatında en büyük izleri bırakan ve geleceklerinde de onlar için bir dünya yaratan en önemli varlıklar.Hayalleriniz,hedefleriniz,tarihiniz,yaşadıklarınız ya da yaşayacaklarınız oyuncaklarda gizli adeta.Hitler'in savaş politikası,minik bir kız çocuğunun hayalindeki ayakkabıcı,insanoğlunun uzay macerası ve daha birçoğu o köşkte sizi bekliyor.

Deneyimlerimin arasına kattığım bir diğer mekan da Sihirli Spatula oldu.Sihirli Spatula,Acıbadem'de ikiz kızkardeşlerin yürütmekte olduğu çok cici bir pastane.Bir arkadaşımın tavsiyesiyle gittiğim ve hayran kaldığım bu yerde zamanın durmasını istediğiniz harika dakikalar geçiriyorsunuz.Tepeden tırnağa çeşitli renklerle süslenmiş mekana daha girerken benliğiniz Hansel ve Gratel masalına gidiveriyor.Beyaz sandalyeler,çiçekli kaplamalar,gökkuşağından düşüp de gelmiş pastalar,keçe servisler ve şeker gibi tabaklar!..Her şeyin özene bezene hazırlanmış ve ince ince düşünülmüş olduğu gözünüzden kaçmıyor.Dekoru kadar şahane tatları da sizi Sihirli Spatula'ya hayran bırakmakta gecikmiyor.Öte yandan sahipleri de o masaldaki en tatlı en iyi karakterler olup sizi yumuşacık bir gülümsemeyle karşılayıp gözlerindeki kocaman ışıltılarla uğurluyorlar.Sipariş verebileceğiniz gibi canınız tatlı çektiğinde gitmeniz gereken büyüleyici ve sıradışı bir mekan.Bana kalırsa hiç gecikmeden  kendinizi spatulanın sihrine bırakıp toz pembe hayaller eşliğinde rengarenk pastaların içine bırakıverin kendinizi.
Merak edenler için : 
www.sihirlispatula.com