Tuesday, December 22

İlk toz pastel boya çalışmalarım =)




Resim yapmak güzel şey...Hele de stres altındayken,birçok şeyden sıkılmışken...Müzik dinlemek kadar dinlendirici,huzur verici.Dondurma yemek kadar mutlu edici,haz verici.Güzel bir fotoğraf çekmek gibi.Ama bu kareyi kendi ellerinizle oluşturduğunuzu düşünün...
Tam bir el emeği,göz nuru.En güzel paylaşım araçlarından biri.O renklerle çocuklar gibi saatlerce oyalanabilirsiniz.Sevgili hocama da çok şey borçluyum;insanı harika motive ediyor!=)
Huzurlarınızda ilk toz pastel boya çalışmalarım!..
(Not:Her ne kadar pis bi iş olsa da toz pastel boyaya taptım resmen..Harika bi buluş,ilk kez kullandım ve bayıldım!)

Thursday, December 17

Kadın susmuş,erkek dinlemiş;erkek susmuş kadın dinlemiş(!)



Son günlerde herkesin diline dolanmış ve yine herkesin 'Aynı biz,aynı biz' dediği bir dizi var:"1 Kadın 1 Erkek".Geçen yıldan beri izleyiciyle buluşan fakat daha çok bu yıl Facebook'ta paylaşılan videolarla patlama yapan dizinin başrol oyuncularını neredeyse tüm sohbet programlarında çok sık görmeye başladık.Konu kadın ve erkek ilişkileri olunca haliyle sohbet koyu,derin ve bir o kadar da sıradışı olabiliyor.Bu vesileyle kadın-erkek oluşumundan ve aralarındaki çözülemeyen ve aynı zamanda hiçbir zaman paralellik göstermeyen bağdan bahsettiğimizde karşımıza siyah ve beyaz denebilecek kadar farklı iki renk çıkıyor;kadın ve erkek.
İnsanoğlu yaradılışından bu yana pek çok değişim geçirmiş olsa ve bu evrime halen devam etmekte olsa bile değişmeyen büyük bir gerçek var ki o da ilk andan itibaren bu iki cinsiyetin,temeline indiğinizde birbirinden hayli farklı ve bir o kadar da uzak olduğudur aslında.Buna rağmen ayrılmayan ve birbirine her daim birçok konuda muhtaç olan doğu ve batıdır bir nevi kadın ve erkek.Dolayısıyla hem ruhları,hem de vücutları ayrı gezegenlerde gezer çoğu zaman.Kadın susar,erkek dinlemeye başlar;erkek susar,kadın dinlemeye başlar.Öylesine anlamazlar ki birbirlerini,senkronize bir iletişimi bir türlü sağlayamazlar.Tabi bunu sağlayamadıkları gibi kendi doğruları eşliğinde,kendi gururları dahilinde anlık radikal kararlar verebilecek boyutlarda güçlü tartışmalara iterler kendilerini.Belki çoğu zaman ortada bir 'şey' yoktur bile ama bu küçük anlaşmazlıklar kolaylıkla iki süper kahramanın aksiyon dolu sahnelerine dönüşebilir.Genellikle iki tarafın da en büyük problemi dinlemeyi bilmemektir.Ya da yanlış zamanlarda dinlemeye başlarlar ve o zaman da karşılarında anlatan birini bulamazlar.Peki tüm bunlar neden? Yalnızca iki ayrı yarımkürede yaşamaları mı yoksa birbirlerini anlamak ya da dinlemek için çaba sarf etmemeleri mi?
Bu soruya verilecek birçok yanıt var elbette ve her cevapta da eminim ciddi boyutta fikir ayrılıkları çıkacaktır ortaya.Aslına bakarsanız bu iki soru da kendi cevaplarıyla birlikte etkileşim içindedir.Hep birlikte bu dünyayı oluşturacak kadar da önemli ve büyük bir etkileşimdir bu.Nitekim dünya kadın ve erkeğin üzerine kuruludur;bu gayet açık bir şekilde hayatımızın içinde kah gülerek kah hüzünlenerek şarkısını söyler durur yüzyıllardır.
Genel anlamda bahsedecek olursak;kadın dominanttır,erkek daha az kurnazdır.Kadın detaylarda kanaviçe işlerken,erkek merdivenleri üçer beşer çıkar.Kadın ketumdur;düşüncesini duygusunu anlamak için ruhuna dokunmak gerekir.Erkek ise çoğunlukla şeffaftır;ama görünen içyüzü sizi bazen yanıltabilir.Çünkü erkek bukalemun gibidir.Duruma göre renk alıp nabza göre şerbet verebilir.Kadın ise inandığı gerçeklerden kolay kolay sıyrılamadığı gibi kendi doğrularıyla tüm dünyaya meydan okuyabilir yeri geldiğinde.Kadın paylaşmayı sever;erkekse tek bir kadına ait olmaktan korktuğu için elinden geldiğince mesafeli davranır.Kadın en ufak şeyden nem kapıp sürekli sorgularken,erkek çoğu zaman gözünün önündekini görmeyebilir.Ne de olsa kadınların altıncı hisleri erkeklere oranla çok daha fazla işleve sahiptir(!)Kadın çok sever;erkek aşık olur.Çok iddialı bir yaklaşım olsa da,gerçeklik payı oldukça yüksektir.Neden mi? Çünkü kadın tutkuludur,sahiplenir,kıskanır ve bencildir eşi söz konusu olduğunda.Onu paylaşmaktansa ondan uzaklaşmayı bile tercih edebilir bazen.Erkekse daha maymun iştahlıdır;çabuk doyar ve sıkılır.Başka arayışlara çevirir yüzünü.Aşık olsa bile kadın kadar titremez sevgilisinin üzerine.Onun aşkını anlatabilecek basit ya da 'yalın' kelimeler bulabilirsiniz.Daha yüzeysel ve daha sıradan yaşar aşkını.Kadınsa tam tersine derin ve trajik bir tutkuyla taparcasına sever sevgilisini.Çoğu kez sevgisi uğruna birçok şeye gözünü kapayıp devam eder yoluna ve gerçekten seven bir kadın ancak aldatıldığında vazgeçer sevdiğinden.Bu vazgeçme de yenilir yutulur cinsten değildir elbette;katı ve kesindir.Asla geri dönüşü olmaz.Uzun zaman yarasını saramaz kadın.Erkekse ihanete uğrasa bile bazen aşkına yenilebilir.Çünkü zaafları ön plandadır.Daha acizdir;kolayca kabullenebilir olanları.Erkeğin kalbi daha yumuşaktır;derinine kadar inip elde ederseniz istediğiniz şekli alabilir.Kadınsa sabit fikirlidir;kalın duvarları vardır kendi içinde.Tehlike hissettiği anlarda ise pençelerini çıkarmaktan hiç çekinmez.Kadın çok üzülürken,erkek arkasını dönüp hayatına kaldığı yerden devam edebilir ayrılık söz konusu olduğunda.Kadın sözde bitirse de içi içini yer,sorgulamaları bir ömür sürer.Fakat erkek kapattığı kapının rengini bile unutabilir(!)Kadın romantiktir ve beklentileri vardır.Erkek ona keza daha çok iş bitiricidir.[Bu tabiri çok farklı anlamlarda açıklayabiliriz elbette=) ] Kadının olmazsa olmazları erkekleri çileden çıkarabilir.Çünkü kadın inatçıdır ve konu ne olursa olsun elde etmek istediğinin peşini bırakmaz.Erkekse zorlanmaya gelemez pek;sonuçlarının olumsuz olacağını adı gibi bilse bile kendinden ödün verecek bir durumda hiç düşünmeden geri adım atabilir.Kadın için sevdiği herkesten ve her şeyden önce gelir;sevdiği adamı hayatının tam merkezine oturtup hayatını hiç düşünmeden ona adayabilir.Hele de sevildiğinden emin olursa,karşısındaki için yapmayacağı şey yoktur.Erkek ise tam aksine sevdiğini hayatının merkezine oturtmaktan elinden geldiğince kaçınır;hatta dostlarını,ailesini ve sevgilisini tamamen ayrı tutup hepsini eşit miktarda konuşlandırır hayatına.Kadın,erkek indirmediği sürece pembe bulutlar üzerinde sonsuza dek yaşayabilir sevdiğiyle;erkekse her şeyin elinin altında olmasını istediği için merkezde kalıp kapılarını düşlere sıkıca kapayabilir.Kadın kuzeylidir;erkek güneyli.Kadın kıştır;erkek yaz.
Herkesin kendine göre sonu gelmeyen bir silsile şeklinde açıklaması vardır bu konuda,şüphesiz.İstisnalar kesinlikle vardır;bu gerçek yadsınamaz.Ama genel anlamda durum bundan ibaret çok uzun zamandır.Hal böyle olunca da iki taraf da anlayamaz birbirini.Anlaşmak için uğraşmaz,anlamak için dinlemezler.Ve yazının başlarında da belirttiğim gibi birbirlerini anlamak için dönüp dinlemeye kalktıklarında ise anlatan birini bulamazlar.Ya da bazen anlatılanlar,dinlenenler çok geç anlaşılır.Yine söylediğim gibi,kadın ve erkek senkronize yaşamaz;yaşayamaz.Kıyamet de bundan kopar.Yoksa kadın ve erkek birbirini tamamlayan en güzel notalardır.Önemli olan doğru müziği seçerek,doğru notalara basmaktır.Yazımı,kadın-erkek adına çok güzel bir özet olduğunu düşündüğüm minik bir alıntıyla kapamak belki de son noktayı en anlamlı şekilde koyacaktır.
'Erkek genellikle güneş gibidir.Ya batar ya çıkar.İktidar peşinde,ya kazanır ya tepetaklak yuvarlanır.Net,berrak,sade ve yalın.Kadın ise ayın halleri gibidir.Parlarken bile bir yanı karanlıkta kalır.En görünür olduğu zamanlarda bile bir parçası bulutların ardında...Kadın muammadır.'-Elif Şafak/Melankolik Sabahlar adlı yazısından