Wednesday, September 23

'Beğenmek' ya da 'beğenmemek' yoktur;aslında görmek istediğimiz ya da görmek istemediğimiz vardır.Bu nedenle insanlar,görmek istediğimiz gibi olmadıklarında onları bu sebepten ötürü suçlayamayız.

Tuesday, September 15

Yeni Hayat

Dün,her şeyin esas başlangıcı olan olayın haberini aldım.Sahibinden ve herkesten önce gerçekle ben tanıştım.Üzerinden henüz 24 saat bile geçmedi ve ben hala bulutların yolunu tutmuş kanatlarımı bir sağa bir sola savurup gülümsüyorum.Evet,dünden beri her şeye gülümsüyorum.Karanlığın sessizliğine de,yeni doğan güne de.Dün aslında yeniden doğduğum gündü;yirmi ikinci yaşımın ilk aylarında tekrar doğduğum andı.Farklıydı,daha önce hiç hissetmediğim ve beni yaşama sıkıca bağlayan bir duyguydu.Şimdiyse tüm dertlerimi,sıkıntılarımı üst üste koydum;üzerlerinde zıplıyorum!
***
Fonda Jason Mraz ve Colbie Caillat'ın sesinden 'Lucky' çalıyor.Demlenen çayın kokusu ağır aksak gelmeye başlamış.Açlıktan dans eden midemin sesine,uykusuzluktan Hobbit'e dönmüş yüzüme ve yorgun bedenime rağmen huzurla kaplı ruhum.Gri bir hava hakim yine İstanbul semalarına ama ben yine de hayallerin doruğuna doğru hızla tırmanıyorum.Olan ya da olabilecek her şey ama her şey sembolik çiçekler gibi etrafımı sarmış,bense öylece ortalarına oturmuş boş ama gülümseyen gözlerle bakıyorum onlara.Evet,bu bir çeşit travma olmalı diyorum içimden.Ne kalbim ne de zihnim bu kadar heyecanı ve mutluluğu bir arada kaldıramadı haliyle.Herkes iyi haberlerle geliyor ve herkes mutlu sanki! Dünya barış örtüsüyle kaplanmış gibi hissediyorum.Sanki savaş diye bir kelime hiç olmamış,ekonomik kriz ne demek bilmiyormuşuz gibi geliyor.Her şey yolunda,her yere aydınlık konuşlanmış ve herkes beş ana prensip üzerine kurulmuş sanki;sevgi,iyilik,yardım,mutluluk ve huzur.Sanırım bu beşleme tüm psikolojik vakaları alt üst edecek cinsten.Çığır açıp yollarına yeni yollar katmaya hazır bekliyor gibi...
***
Arada bir hastaneleri, işimiz olmasa da ziyaret etmemiz gerektiğine karar verdim.Çünkü ordaki her çeşit hastayı gördükten sonra anlıyorsunuz ki dünyanın en şanslı,en rahat ve en mutlu insanısınız.Binlerce kez şükrederek ayrılıyorsunuz o mekandan.İnsanoğlu bu,elbette zaman geçtikçe şikayetlerini şahlandırıyor ama diyorum ya,arada bir mutlaka uğramak lazım oralara.Çünkü sonrasında ne baş ağrınız sizi sinirlendiriyor,ne kalın bacaklarınız gözünüze batıyor ne de göğüsleriniz şekli,boyutu yaşam savaşınızın gayesi oluyor.Şükretmeyi bilmek bence affetmekten bile büyük bir erdemmiş meğer,yeni anladım.Her zaman daha da kötüsünü veya kötülerini düşünerek yaşamak gerekliymiş mutlu ve 'doyurucu' bir hayat için.
***
Yeni dönemin ilk gününde okulda yaşadığım ilk sinir anları beni o fakülteden bir kez daha soğuttu sanırım.Cuma günü gün ortasında okula gidip bölümün kapalı kapılarıyla karşılaşıp hiçbir iş halledemeden geri dönmek zorunda kalınca zaten sinir harbiyle karışık endişelerimiz başlamıştı ki dün sabah gidip de yine aynı manzarayı görünce daha da katmerlendi mutluluğumuz(!)Birkaç kişiyle birlikte beklerken en akıllıca fikrin bölüm başkanını aramak olduğuna karar verince bizden günah gitmişti zaten! Neyse ki çok beklemeden işlerimizi hallettik ve ben İspanyol Edebiyat Tarihi II dersinden geçtiğimi de öğrendim ya,ne yorgunluk kaldı ne de sinir!Sevgili hocam María Antonía Panizo'ya burdan sevgilerimi yolluyor,bu yıl tüm derslerine aksatmadan gireceğime dair söz veriyorum.(Umarım gerçek bir söz olur)
***
Veee esas mesele...Hayattım dün aldığım haberle yeniden şekillendi tam anlamıyla.Ne mi oldu? Özgür artık Marmara Üniversitesi Heykel bölümü öğrencisi.Bu olay,hayatımızı baştan başa şekillendirdi adeta.Herkes için yeni bir başlangıç ve umut kaynağı oldu.Yaşattığı bu eşsiz mutluluk için ona bir hayat borçluyum ben.6'ya kadar geldikten sonra 7'nin ardını bile garantiledik bir nevi...Herkesten farklı olduğunu bir kez daha gösterdi bana ve herkese.Gidip parayı basıp okumayı tercih etmedi,yılmadan denedi.Çoğu zaman pes etti ama yine de vazgeçmedi.Son şansına kadar her kapıyı denedi.Elinden geleni yaptı ve...Emek dolu yılların ardından dört yıllık bir devlet üniversitesine hem de İstanbul'daki bir okula tamamen kendi alnının teriyle girerek potansiyelinin aslında ne kadar güçlü ve bölünemez olduğunu önce kendine sonra da hayata karşı kanıtladı.Artık içim çok rahat.Su akar,yolunu bulur bir şekilde.Önemli olan akmasıydı ve ilk damla dün geldi.Yine şükrediyorum;farkındayım ki her anlamda şanslı bir insanım şüphesiz.5 yıldır harika bir ilişkim var;abartı derecede rahat ve yakın olduğum,her şeyi konuştuğum,beni benden iyi tanıyan ve birlikte her daim ve her koşulda hiç sıkılmadığım,çok ama çook sevdiğim bir sevgiliye sahibim.Tek ve en büyük sorunumuzu da kotardık ya bundan sonrası zaten kendiliğinden gelecek,umuyorum.
Özetle dün,harika bir gündü.Özgür sonunda farkını fark ettirdi.Onunla gurur duymaktan çok daha başka bir his bu.Evet işte bu diyorum sürekli içimden.İşte bu,engel tanımaz bir ilişki bu artık;başladığı yolu bitiren ve her daim yeni mutluluklar hazırlayan.Hep mutlu olmak dileğiyle...