...Ada uyumuş.Usulca yerimden kalkıp üzerime bir şey alıyorum.Odadan çıkarken etrafa bakınıyorum ve İmge'yi aramam gerektiğini fark ediyorum.Telefondaki ses 'Örtü getir gelirken,deniz kenarı soğuk olur' diyor.O sırada gözüme ilişen iki deniz havlusunu alıp alt kata yöneliyorum.Karşımda beliren annem soran gözlerle bakıyor bana 'Çekirdek var mı' diye soruyorum bir yandan buzolabının kapağını açarken.Annem kilerden yarım paket çekirdek çıkarıp uzatıyor ve bir de 'Çok yemeyin sivilce yapar' diye gülerek uyarısını eksik etmiyor.Dolaptan aldığım soda,çekirdek ve havlularla kapının önüne çıkıp ayakkabılarımı giymek üzere merdivene oturuyorum.Bir yandan da annemden evin anahtarını istiyorum 'Geç geliriz belki siz yatın' dercesine.İmge ve Merve siteye saçılmış bisikletleri garaja götürürlerken peşlerine takılıp 'Meteor yağmuru varmış bu hafta koşun' diyorum.Hasırı da aldıktan sonra sahilin yolunu tutuyoruz.İnsan sesleri yerini yaprak fısıltılarına bırakmış,baykuşlar birbirleriyle yarışırcasına şarkılar söylüyor;bizi de sahil yolunda çakıllarla çarpışan ayak seslerimiz takip ediyor.Derken denizin kokusu ve yıldızların şenliği karşılıyor bizi.Oturup bakışlarımızı gökyüzüne odaklarken çekirdekler elimizle dudaklarımız arasında gidip geliyor.Benim aklımsa o'nda ama gelemeyeceğini söylediği an yıkılıyorum.Halbuki ne planlar yapmıştım kafamda.Son gecemizi yıldızların altında kumsalda sarılarak noktalayacaktık ama olmuyor.Hiçbir şeye nokta koyamıyoruz biz.Devam eden ve birbirini her daim izleyen uzun çizgilerden ibaret bizim yaşamımız.Kesintisiz,noktasız bazen belirsiz bazen kırık ama hiç bitmeyen uzun mu uzun çubuklar seyrediyor zamanı.Belki de böyle olması bizi beş yıldır ayakta tutuyor,bilemiyorum...Bildiğim tek şey var;ondan başka hiç kimse gerçek değil benim için.Gecenin karanlığında bunu bir kez daha kaydediyorum zihnime,verdiği huzur ve mutlulukla.
Ve kendime geliyorum.Düşüncelerimden sıyrılıp yıldız yağmurunun altında buluyorum kendimi yine yeni yeniden.Kızlar gülüşüyor yanımda,ilerideki evin ışıkları kararsız;bir yanıyor bir sönüyor.Arabaların yokluğu huzuruma huzur katıyor.Gözümün ucundaki kayık nazikçe sallanıyor yakamozun içinde.Saat 12'yi vururken bir günü daha bitiriyoruz.İmge de üşüdüğünğ söyleyince eve dönmek kaçınılmaz oluyor.Kızlar gecesini site sohbetlerinde devam ettirirken ben her zamanki gibi kahve arzusuyla içeri adımımı atıp bir fincan alıyorum dolaptan.Bir yandan suyu ısıtırken bir yandan da kurabiye kutusunu arıyor gözlerim.Ve sonunda kahvemi alıp balkona bırakıyorum kendimi.Denizin sesi,közlenmiş biberlerin kokusu eşlik ediyor bana kahvemi yudumlarken.Sevgilim gidiyor ama nedenini bilmediğim bir huzurla kaplı bedenim.Şükrediyorum içimden her şey yolunda gittiği için.Sayılı gün çabuk geçer;ne ilk ne de son deyip kışı hayal etmeye başlıyorum yazı bitirmenin acelesiyle.Düşüncelerim yine sıraya diziliyor;kalem yok kağıt yok...Hepsini dizginliyorum,kendimi telkin ediyorum,sevgi doluyum ve özleyeceğimi biliyorum ama çaresizim,katlanıyorum.Yine cümlelere derdimi anlatırken bu geceyi de böylece,burda kapıyorum.